ÜYE GİRİŞİ
TEKLİF AL
BİZİMLE ÇALIŞMAK
İSTER MİSİNİZ ?
Okunma Sayısı: 99409.09.2019Yazar:Barış Erdem DANIŞMANLIK
Şirketlerin Bölünmesinin Sosyal Güvenlik Mevzuatındaki Yasal Sonuçları Nelerdir?

Medeni Hukukta şahıs, haklara ve borçlara sahip olabilen varlıkları ifade etmektedir. Bu varlıklar sadece gerçek kişilerden (insanlar) ibaret olmayıp hukuk düzeni belli bir amacı gerçekleştirmeye yönelmiş olan şahıs topluluklarına da haklara ve borçlara sahip olabilme iktidarını tanımıştır. Bu kişilere hükmi şahsiyet veya tüzel kişilikler denilmektedir.

Tüzel kişilikler kendilerini kuranlardan başka kendileri başlı başına bir varlığa sahip olduklarından dolayı ömürleri de hakiki şahıslarınki gibi sınırlı değildir. Kendilerini kurmuş olan hakiki şahıslar ölmüş olsalar bile onlar yine de yaşamlarına devam etmektedirler.

Örneğin bir anonim şirketi kuranlar sonradan şirketten ayrılsalar bile şirket yeni pay sahipleri ile yaşamına devam etmektedir.

O halde tüzel kişiliklerin üçüncü kişiler nezdinde borçlara ve haklara ehil olabilmeleri kurulduklarının tescil ve ilan edilmesi ile birlikte mümkün bulunmaktadır. Tüzel kişiliğin ticaret siciline tescil edilerek ilan edilmesi ile birlikte artık kurucularından ayrı bağımsız hukuk düzeninin kabul ettiği bir kişiliğin varlığı kabul edilmektedir. Tüzel kişiliklerin sigortalı vasfında kişi çalıştırmaları durumunda sigortalının çalıştırıldığı yer işyeri, sigortalıyı çalıştıran tüzel kişilik de işveren olarak nitelendirilmektedir.

5510 sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununun 11. Maddesinde;

“İşyeri, sigortalı sayılanların maddî olan ve olmayan unsurlar ile birlikte işlerini yaptıkları yerlerdir.               

  İşveren, örneği Kurumca hazırlanacak işyeri bildirgesini en geç sigortalı çalıştırmaya başladığı tarihte, Kuruma vermekle yükümlüdür.

  29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tâbi şirketlerin nevilerinin değişmesi, birleşmesi veya diğer bir şirkete katılması durumunda, bu hususların ticaret siciline tesciline ilişkin ilân tarihini; adi şirketlerde şirkete yeni ortak alınması durumunda ise en geç yeni ortağın alındığı tarihi takip eden on gün içinde, işyeri bildirgesi ile Kuruma bildirilmek zorundadır.”

Hükümleri yer almıştır.

 Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin, işyerinin nakli, devri, intikaline ilişkin 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sigortalı çalıştırılan bir işyerinin faaliyette bulunduğu adresten başka bir adrese nakledilmesi halinde nakleden işverence, başka bir işverene devredilmesi halinde ise devralan işverence nakil veya devir tarihini takip eden on gün içinde işyeri bildirgesi verileceği öngörülmüştür.

İşverenin değişmesi, işyerinde işveren sıfatının taşıyan gerçek ya da tüzel kişinin değişmesidir. Tüzel kişiliği olan ortaklıklarda ortaklardan birinin veya daha fazlasının hisselerini başka birine/birilerine devretmesi, şirketteki hakim durumu değiştirse bile, şirketin tüzel kişiliğinde bir değişiklik oluşturmayacağından, hisse devri işveren değişikliği olarak nitelendirilemeyecektir.

Örneğin bir anonim şirketin ortaklarının hisselerini başka gerçek veya tüzel kişilere satmaları tüzel kişiliği sona erdirmediğinden başka bir ifade ile tüzel kişiliğin hissedarları değişmiş olsa dahi ticaret sicilinde o tüzel kişilik adına kayıt devam ettiğinden bu şekildeki hisse devirlerinin işveren değişikliği olarak görülmemesi ve hissedar değişikliği nedeniyle işverenden işyeri devir bildirgesi istenilmemesi gerekmektedir.

Tüzel kişiliğe ait bir işyerinin bir işverenden başka bir gerçek veya tüzel kişiliğe devredilmesi halinde ise, sigortalıların çalıştırılmış olduğu işyerinin sahibinin değiştiği dikkate alınarak yeni işverenden işyeri devir bildirgesi istenilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla sigortalı çalıştırılan şirketlerin nevilerinin değişmesi, bir şirketin başka bir şirketle birleşmesi veya başka bir şirkete katılması ticaret sicilindeki kayıtların değişmesini gerektiren başka bir deyişle nev’isi değişen, katılan veya birleşen şirkete ait kaydın bir defterden başka bir deftere taşınmasını ve eski kaydın kapanmasını gerektiren bir işlem olduğundan bu gibi durumlarda işveren de değiştiğinden Kuruma işyeri bildirgesi verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Adi şirketlerde şirkete yeni ortak alınması halinde, bu durumun ortağın alındığı tarihten itibaren on gün içinde işyeri dosyasına yeni işyeri bildirgesi verilmek suretiyle bildirilmesi zorunluluğu bulunmakla birlikte, ortak sayısının azalması durumunda böyle bir yükümlük bulunmadığından adi ortaklıklarda ortak sayısının azalması halinde işyeri (işveren) bilgilerinde değişiklik yapılması ile yetinilmesi gerekmektedir. Ancak ortak sayısının 2 kişinin altına düşmesi durumunda adi ortaklık gerçek kişi işverene dönüştüğünden işyeri bildirgesi verme zorunluluğu bulunmaktadır.

Bir işyerinin devri demek, onun bütün hukuki neticeleriyle, yani aktifi ve pasifi, işçisi ve tesisatı ile birlikte faaliyet halinde bir başkasına geçmesi demektir. Bu şartlarla yapılan bir devir anlaşması çalışanların hizmet akitlerinin kesintisiz olarak devamını, yani yeni işverenin bu akitleri tanımasını kapsayacağından, bu işlem el değiştirme (işyerinin devri) sayılacaktır.

Tüzel kişiliğe ait bir işyerinin başka bir gerçek veya tüzel kişiliğe devredilmesi halinde ise, sigortalıların çalıştırılmış olduğu işyerinin sahibinin değiştiği dikkate alınarak yeni işverenden işyeri devir bildirgesi istenilmesi gerekmektedir.

Şirketlerin bölünmesine ilişkin hükümler 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun "Bölünme" başlıklı III üncü bölümde düzenlenmiş olup,

Türk Ticaret Kanununda yer alan “BÖLÜNME”ye konu olan şirketler sermaye şirketleri ve kooperatiflerdir. Bölünme hakkı yalnızca sermaye şirketleri ve kooperatiflere tanınmış, şahıs şirketlerine tanınmamıştır. Sermaye şirketleri ile kooperatifler kendi türü içinde bölünebileceği gibi bir sermaye şirketi bir kooperatife veya tersi şekilde bir kooperatif sermaye şirketine bölünebilir.

Başka bir ifadeyle bir anonim şirket anonim şirkete ya da limited şirkete veya kooperatif şirkete bölünebileceği gibi limited şirket anonim şirkete ya da limited şirkete veya kooperatif şirkete bölünebilir. Aynı şekilde bir kooperatif şirket de anonim veya limited şirkete ya da kooperatif şirkete bölünebilir.

Bölünmenin türlerine gelince bölünmeyi, mal varlıklarına göre bölünme ve sermaye paylarına göre bölünme olarak ikiye ayırabiliriz. Yine mal varlıklarına göre bölünmeyi de kendi içinde tam bölünme ve kısmi bölünme diye ikiye, sermaye paylarına göre bölünmeyi de kendi içinde simetrik ve asimetrik bölünme olarak ikiye ayırabiliriz.

Tam bölünmede, şirketlerin aktif ve pasifine dahil mal varlıklarının bölümlere ayrılarak tasfiyesiz olarak ve kısmi külli halefiyet yoluyla mevcut veya yeni kurulan şirketlere devrolunması ve bunun karşılığında bölünen şirketin ortaklarının devralan şirketin ortağı olmalarıdır.

Tam bölünme, bir şirketin tüm malvarlığının bölümlere ayrılarak mevcut veya yeni kurulacak en az iki şirkete devrolunmasıdır. Tam bölünen şirket sona erer ve unvanı ticaret sicilinden silinir. Bölünen şirketin ortaklarına devralan şirketlerin payları verilir.

Bu bölünmede devredilen malvarlığı bölümü, kısmi külli halefiyete dayalı olarak devralan şirkete geçer, bu nedenle ayni sermaye konulması ve sermaye azaltılması gerekmez. Devralan şirketin payları, bölünen şirketin ortakları tarafından elde edilir.

Kısmi bölünmede , bir şirketin tüm malvarlığının değil bir kısmının bir veya birden fazla bölüme ayrılarak mevcut veya yeni kurulacak en az bir şirkete devrolunması ve bölünen şirketin elinde kalan malvarlığı ile faaliyete devam etmesidir. Kısmi bölünme, külli halefiyete dayalı olarak veya yavru şirket kurma yoluyla iki şekilde gerçekleştirilebilir.

Kısmi halefiyete dayalı kısmi bölünmede, devralan şirkete tahsis edilen malvarlığı bölümü devralan şirkete geçer. Bölünen şirketin ortakları devredilen malvarlığı bölümü karşılığında devralan şirketlerin paylarını iktisap ederler; böylece hem bölünen şirketin hem de devralan şirket veya şirketlerin ortağı olurlar

Yavru şirket kurma yoluyla kısmi bölünmede, bölünen şirket devredilen malvarlığı bölümleri karşılığında devralan şirket veya şirketlerin ortaklık paylarını elde ederek yavru şirketini oluşturur. Bölünen şirket, devralan şirketin ortağı iştiraki haline gelir. Yavru şirket kurma yoluyla kısmi bölünmede devralan şirket veya şirketlerin paylarının kısmen bölünen şirketin ortakları tarafından iktisap edilmesi mümkündür.

 

Sermaye Paylarına Göre Bölünme, sermaye paylarının bölen şirkette aynen muhafaza edilip edilmemesine göre simetrik bölünme ve asimetrik bölünme olarak ikiye ayrılır.

 

Simetrik Bölünmede, bölünen şirketin ortaklarına devralan şirketlerde, bölünen şirkete mevcut payları oranında şirket payları tahsis edilmesine “Korunmuş Oranlar ile (simetrik) bölünme denir. Simetrik bölünmede, bölünen şirketin ortakları, devralan şirketlerde tahsis edilen payları bölünen şirkette sahip oldukları mevcut payları oranında edinirler. Bu çeşit bölünme hem yeni kuruluş şeklinde hem de devralma şeklinde gerçekleştirilen bölünmeler için kısmi ve tam bölünmelerde geçerlidir.

 

Asimetrik Bölünmede, bölünen şirketin ortaklarına devralan şirketlerde, bölünen şirkette mevcut payları oranlarından farklı oranlarda şirket payları tahsis edilmesine “Oranların Korunmadığı (Asimetrik ) bölünme denir.

 

Bu çeşit bölünme, tam ve kısmi bölünmelerde, yeni kuruluş ve devralma yoluyla gerçekleştirilen bölünmelerde geçerlidir. Asimetrik bölünmede, devralan şirketlerde tahsis edilen paylar, bölünen şirketin ortaklarına bölünen şirketteki pay oranlarından farklı oranlarda verilmektedir. Devralan şirketlerden bölünen şirkette mevcut sermaye payı oranından daha fazla pay alan ortağın, bölünen şirketteki sermaye payı oranının azalması gerekir. Bu durumda, diğer ortakların ise bölünen şirketteki pay oranları artacaktır

5510 sayılı kanunun 89 uncu maddesinde de, “Sigortalının çalıştırıldığı işyeri aktif veya pasifi ile birlikte devralınır veya intikal ederse ya da başka bir işyerine katılır veya birleşirse eski işverenin Kuruma olan prim ile gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer ferilerinden oluşan borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir.” hükmü yer almaktadır.

 Yukarıda  belirtilen hüküm uyarınca ister tam bölünme ister kısmi bölünme veya sermaye paylarına göre  ( simetrik veya asimetrik) bölünme olsun devreden şirketin ortadan kalkmış olması ve devralan şirketin yeni bir şirket olarak veya eskiden kurulmuş  bir şirket olarak bölünme sonucunda mal varlığını edinmiş olması, yada sermaye bölünmesi sonucunda bölen şirketin aynı veya farklı oranda sermayedarının olması sosyal güvenlik kanununun yukarıda belirtilen hükmü karşısında yükümlülüklerden kurtulmayı sağlamamaktadır.

 

Başka bir ifade ile  şirketin bölünme yoluyla ortadan kalkması ve mal varlığının yeni kurulan şirketlere aktarılması veya mal varlığının devralınması yada sermaye bölünmesi suretiyle şirket ortaklarının başka şirketlerin de sermayedarları olması,  bölünen şirketin sosyal güvenlik kurumuna olan yükümlülüklerinin karşılanması bakımından öncelikle şirketin mal varlığından mal varlığının olmaması veya karşılamaması halinde şirketin ortakları ile temsile yetkili olanlardan ve şirketi bölünme yoluyla devralanlardan müşterek ve müteselsil olarak takip ve tahsil edileceği sonucunu değiştirmemektedir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun "Bölünme" başlıklı III üncü bölümünün,

166 ncı maddesinde, 

                 "(1) Bir şirket, bölünme yoluyla, malvarlığının bölümlerini var olan şirketlere devredecekse, bölünmeye katılan şirketlerin yönetim organları tarafından bir bölünme sözleşmesi yapılır.

                (2) Bir şirket, bölünme yoluyla, malvarlığının bölümlerini yeni kurulacak şirketlere devredecekse, yönetim organı bir bölünme planı düzenler.

                (3) Hem bölünme sözleşmesinin hem de bölünme planının yazılı şekilde yapılması ve bunların genel kurul tarafından 173 üncü madde hükümlerine göre onaylanması şarttır." hükmünü,

                167 nci maddesinde,  

                "(1) Bölünme sözleşmesi ve bölünme planı özellikle;

                a) Bölünmeye katılan şirketlerin ticaret unvanlarını, merkezlerini ve türlerini,

            b) Aktif ve pasif malvarlığı konularının devir amacıyla bölümlere ayrılmasını ve tahsisini; açık tanımlamayla, bu bölümlere ilişkin envanteri; taşınmazları, kıymetli evrakı ve maddi olmayan malvarlığını teker teker gösteren listeyi,

             c) Payların değişim oranını ve gereğinde ödenecek denkleştirme tutarını ve devreden şirketin ortaklarının, devralan şirketteki ortaklık haklarına ilişkin açıklamaları,

                d) Devralan şirketin; intifa senedi, oydan yoksun pay ve özel hak sahiplerine tahsis ettiği hakları,

                e) Şirket paylarının değişim tarzlarını,

                f) Şirket paylarının bilanço kârına hangi tarihten itibaren hak kazanacaklarını ve bu istem hakkının özelliklerini,

                g) Devreden şirketin işlemlerinin hangi tarihten itibaren devralan şirketin hesabına yapılmış kabul edildiğini,

                h) Yönetim organlarının üyelerine, müdürlere, yönetim hakkına sahip kişilere ve denetçilere tanınan özel menfaatleri,

                i) Bölünme sonucu devralan şirketlere geçen iş ilişkilerinin listesini,

"Alacaklıların korunması" başlıklı 174 üncü maddesinde,

                "Bölünmeye katılan şirketlerin alacaklıları, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde, tirajı elli binin üstünde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan en az üç gazetede yedişer gün aralıklarla üç defa yapılacak ilanla ve sermaye şirketlerinde ayrıca internet sitesine de konulacak ilanla, alacaklarını bildirmeye ve teminat verilmesi için istemde bulunmaya çağrılırlar.

                 "Alacakların teminat altına alınması" başlıklı 175 inci maddesinde,

                 (1) Bölünmeye katılan şirketler, 174 üncü maddede öngörülen ilanların yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde, istemde bulunan alacaklıların alacaklarını teminat altına almak zorundadırlar.

                (2) Bölünme ile, alacaklıların alacaklarının tehlikeye düşmediğinin, bir işlem denetçisinin raporuyla ispatı hâlinde, teminat altına almak yükümü ortadan kalkar.

                (3) Diğer alacaklıların zarara uğramayacaklarının anlaşılması hâlinde, şirket, teminat göstermek yerine borcu ödeyebilir." hükmünü,

                "Ticaret siciline tescil ve geçerlilik" başlıklı 179 uncu maddesinde,

                "(1) Bölünme onaylanınca, yönetim organı bölünmenin tescilini ister.

                (2) Kısmi bölünme sebebiyle devreden şirketin sermayesinin azaltılması gerekiyorsa buna ilişkin esas sözleşme değişikliği de tescil ettirilir.

                 (3) Tam bölünme hâlinde devreden şirket ticaret siciline tescil ile birlikte infisah eder.

                (4) Bölünme ticaret siciline tescil geçerlilik kazanır. Tescil ile tescil anında envanterde yer alan bütün aktifler ve pasifler devralan şirketlere geçer."

Hükümlerini içermektedir.

 

Söz konusu hükümler uyarınca şirketin tam bölünmeye tabi tutulması sonucunda ortada bölünen şirket kalmamakta kaydı silinmekte dolayısıyla ticaret sicilindeki kaydı sonlandırılmakta, buna karşılık bölünme yoluyla şirketin mal varlığı bir veya birden fazla şirkete devredilmiş olduğundan yeni şirket / şirketler tarafından eski şirketin kendisine devredilen kısmına ilişkin tüm hak alacak ve borçları devralınmaktadır. Kısmi bölünmede karşımızda asgari iki şirket olacağından kısmi bölünmeye ilişkin sözleşme uyarınca devredilen ve devralınan borç, hak ve alacaklardan her iki şirketinde sorumluluğu bulunmaktadır.

 

Sonuç olarak hem ticaret kanunu hükümleri hem de sosyal güvenlik kanunu hükümlerini birlikte değerlendirdiğimizde,  ticaret kanununun öngörmüş olduğu şekilde bölünmeye tabi tutulmuş olan ve   sigortalı çalıştırılan tüzel kişiliğin bölünme sözleşmesi çerçevesinde yer alan alacak, borç ve haklar için külli halefiyet ilkesinin geçerli olacağı, bölünen ortağa ait ve bölünme sözleşmesi kapsamında yer alan bütün hukuki ilişkilerin bölünme sözleşmesinin tarafı diğer şirket ya da şirketlere kendiliğinden geçeceği, dolayısıyla  bu ifadeden sosyal sigorta hak ve yükümlülükleri kapsamında işyerinde çalıştırılan sigortalıların sosyal güvenlik kanunundan  doğan  hakları ile bu bağlamda  işveren yükümlülüklerinin  devralan şirkete/ şirketlere de  de müşterek ve müteselsilen  geçeceği  sonucu ortaya çıkmaktadır.

 

“Sorumluluk” başlıklı 38 inci maddesinde, “Tescil ve kayıt için gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar, 3.825,00 Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır.


İLETİŞİM Ankara Merkez : Mithatpaşa Cad. No:16/21 Çankaya / Ankara +90 (312) 4333435 ankara@bariserdem.com
İstanbul Şube : Feneryolu Mah. Atılay Sok. No:4/17 Kadıköy / İSTANBUL +90 (216) 6881417 info@bariserdem.com
Copyright © 2016 BARIŞ ERDEM Danışmanlık web tasarım studyocrea